The Fire Next Time

A quiet space in the noise — drifting thoughts,
small truths, and everything in between.

Siyavash Shahabi

Yurtdışı İran Emek Konfederasyonu, İran’daki işçilere yönelik baskıyı çalışma standartlarından sorumlu Birleşmiş Milletler organı olan Uluslararası Çalışma Örgütünde (ILO) resmi bir davaya dönüştürmeye çalışıyor.

Merkezi Berlin’de bulunan Yurtdışı İran Emek Konfederasyonu; dünya sendikalarına, yıllık Uluslararası Çalışma Konferansındaki işçi delegelerine ve ILO üyesi devletlere yönelik bir talep hazırladı. Amaç, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı resmi bir şikayet dosyası açmak, bir soruşturma komisyonu kurulması için talepte bulunmak ve Tahran eyleme geçmeyi reddetmeye devam ederse, ILO’nun tarihinde yalnızca iki hükümete, Myanmar ve Belarus’a karşı kullandığı nadir bir tedbiri devreye sokmak.

Davanın esas amacı şunu anlatmak: İran’da işçilere yönelik muamele, birbirinden bağımsız bir dizi hak ihlalinden ibaret değildir. İşçi önderlerinin hapse atılması, bağımsız sendikaların yasaklanması, grevlerin bastırılması, çocuk işçiliği, kadınlara ve azınlıklara yönelik ayrımcılık ve işçilerin güvensiz iş yerlerinde hayatını kaybetmesinin nedeni İran’da işçilerin örgütlenmek veya toplu sözleşme yapmak için yasal hiçbir yolları olamamasıdır.

Elbet bu yıllarda İranlı işçiler uluslararası kurumları beklemedi. Yıllar süren ağır baskılar boyunca, Yedi Tepe Şeker Fabrikası işçilerinden petrol ve petrokimya işçilerine, öğretmenlerin koordinasyon konseylerinden emeklilerin haftalık protestolarına kadar grev yaptılar, yürüdüler ve örgütlendiler. ILO’ya yönelmek bunların hiçbirinin yerini almıyor; yalnızca belirli bir sorunu daha net ortaya çıkarıyor. O da şu ki: İran içindeki tüm yasal kanallar işçiler için kapalıdır. Bağımsız sendikalar yasaklı, grevler güvenlik suçu olarak görülüyor ve bunlara öncülük edenler hapse atılıyor. Bu yüzden ülke içinde yasal bir yol bulamayan örgütleyiciler, davayı ülke dışına taşıyor.

Resmi şikayet, aynı zamanda İran rejiminin her yıl ILO’ya kendi seçtiği bir heyeti göndermesinin dayanağı olan “Emeğin sözcüsü olma” iddiasını hedef alıyor. İran’da işçilerin çalışma şartlarını resmi kayıtlara geçirerek baskı uygulayan İran rejimi için uluslararası maliyetini artırıyor. Bunların hiçbiri tek başına tutuklu bir örgütleyiciyi serbest bırakmaz veya bir ücret artışı kazandırmaz. Belarus ve Myanmar örnekleri bu sınırları net bir şekilde ortaya koyuyor. Uluslararası baskı bu hükümetleri izole etti ve itibarlarını ellerinden aldı, ancak kendi sınırları içinde özgür bir örgütlenme ortamı yaratmadı. Şikayet önemlidir, ancak sınırları da gerçektir. Yalnızca İran içindeki örgütlü işçiler, bunun arkasındaki baskıyı üretmeye devam ettiği sürece işe yarar.

Makalenin tam metnini Evrensel gazetesinde okuyabilirsiniz.

→ The short URL: https://firenexttime.net/pm8t

Discover more from The Fire Next Time

Subscribe to get the latest posts sent to your email.


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Comments
Oldest
Newest Most Voted

Discover more from The Fire Next Time

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading